Osmanlı hoşgörüsü

Fatih Sultan Mehmet ve Patrik Gennadios

الرَّحِيم وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّى يَسْمَعَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَعْلَمُونَ

Eğer müşriklerden birisi senden aman dilerse; ona aman ver. Ta ki Allah'ın kelamını dinlesin. Sonra onu emin olacağı yere kadar ulaştır. Bu; onların bilmez bir kavim olmaları sebebiyledir.

TEVBE Suresi 6. Ayet


Bizler dünkü Osmanlı´ nın bugünkü torunları Yeni Osmanlılarız. Bundan dolayı iftihar ederiz. Zira ecdadımız Osmanlı Islam Dini´ni Sahabe- i Kiram hazeratından sonra en iyi anlayıp tam adalet ile uygulamıştır. Cennetmekan Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin memurlarına beyan ettigi ferman bize yol gösteren bir desturdur, ki şöyledir: “Allah’ın soracağı soruları Allah’a bırakın, siz devlet olarak milleti mutlu etmeye çalışın”. Milletten kast edilen sadece müslümanlar degildir, hristiyanı ile yahudisi ile inananı ve inanmayanı ile topyekün bütün insanlardır.

Bugün vehhabilik fikriyatı ile iş gören bazı teşkilatlanmalar müslümanlara, hristiyanlara ve kendi gibi düşünmeyen insanlara hayat hakkı tanımazken Tevbe Süresi 6. Ayetinin emriyle Osmanlı 600 yıl boyunca gerek müslim gerek gayri müslüm topluluklara hayat hakkı tanıyıp, ülkesinde barış ve huzur icinde yaşamaları icin büyük bir özen göstermiştir .

Allah´ın inayeti ecdadımız Osmanlı´ nın üzerindeydi, o derece kutlu bir devlet idi ki, daha kurulmadan evliyalar müjdesini verip hakkında kitap yazılıyor. Evliyanın en büyüklerinden Muhiddin ibni Arabi hazretleri “Şecere-tül Nu'maniyye fi'd-Devleti'l-Osmaniyye” isimli bir kitap kaleme alıp ümmeti şanlı Osmanlı Devleti´ ne hazırlıyordu ve şöyle diyordu: ”İnne eslahad düvele ba’de’s sahabete, eddevletü’l Osmaniyyete, Fela İnkarâda-d devlete ila zuhuri’l hatmi vel kıyam.” “Sahabe (dönemin)den sonra devletlerin en iyisi Osmanlı devletidir. Bu devlet sonun ve kıyametin zuhuruna kadar yıkılmaz.” Sahabe-i Kiram efendilerimiz Suriye topraklarına girdiginde dokunmadıgı ve Osmanlı ecdadımızın yüzyıllarca ilişmedigi Yunan ve Roma Medeniyeti´ nin kalıntılarını IŞİD militanları yok ediyor. Acaba bu kimseler Sahabe efendilerimizden daha mı müslümanlar ki onların yapmadıgı bir işi yapıyorlar? Ayrıca bununlada kalmayıp Osmanlı döneminden kalma camiileride havaya ucurup yok ediyorlar. Bu nasıl bir düşmanlık ve cehalettir ki, Musul Halk Kütüphanesini yakıyorlar, bunun Islam Dini ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Islam vahşet dini degildir.

Yine sultanımız Cennetmekan Fatih Sultan Mehmed Han´ dan örnekler vermeye devam etmek istiyorum. Zira Osmanlı´ nın hümanist ve insansever, hoşgörülü yanını tekrar tekrar beyan etmemiz, ne icin bu yazıyı kaleme aldıgımızı anlaşılır kılacaktır.

Bildiginiz gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdogan Papa ile buluşmasında Osmanlı´ nın hristiyanlara göstermiş oldugu hoşgörüsünün ispatına dair bir belgeyi umum ile paylaşmıştır. Belgenin iceriginde: ''Ben ki Sultan Mehmed Hanım; ihsan edip Bosna rahiplerine buyurdum ki: Kiliselerinizde korkusuzca ibadet ve memleketimizde korkusuzca ikamet edin. Ne vezirlerimden ne de halkımdan kimse bunları incitmesin ve rencide etmesin. Allah’a, Peygambere, Kur’an'a ve kuşandığım kılıca yemin olsun ki canları, malları ve kiliseleri bana itaat ettikleri sürece güvencem altındadır'' Yine başka bir belgede Ortodoks Hristiyanlarla ilgili şu sözleri mevcuttur: "Kimse Patrik'e tahakküm etmesin: kim olursa olsun, hiçbir kimse kendisine ilişmesin: Patrik ve maiyetinde bulunan büyük rahipler, her türlü genel hizmetlerden süresiz olarak affedilmis olsunlar."

Bu güzelliklerin neticesinde Osmanlı genişliyor, fakat bircok belde savaş yolu ile degil bu güzel hasletler vesilesiyle halkların dilemesiyle sulh yolu ile ilhak ediliyor. Milletler Osmanlı tebası olmak icin can atıyor, adeta birbirleriyle yarış yapıyorlar hatta Bizansli yönetici Büyük Düka Notaras "Bizans'ta Latin sapkasi görmektense, Türk sarigi görmeyi tercih ederim" diyordu. Ey Osmanlı´ nın torunları işte senin ecdadın böyle kimselerdi. Düşmanları bile O´ nun adaletinden şüphe duymazdı. Tarihin her döneminde Osmanlı ecdadımızla daima savaş halinde olan Ortodoks Sırplar dahi Katolik Macarlara güvenmiyor, Macar hükmünün altına girmektense, Osmanlı Tebası olmayı şeref addediyordu.

Sırp Kralı Macar Kralına elci gönderip, Macar Kralının; „ortodoksların kiliselerini yok edip yerine katolik kiliseleri inşa ettirecegim“ tehdidine maruz kalıyor, fakat Fatih Sultan Mehmed Han efendimizin sırp kralına ; „Her caminin yanına bir kilise inşa edilecek = cote de chaque mosquee, s'eleyera une egilse, ou les tines pourront adorer leur diue.“ diyerek haber göndermesiyle Sırbistan sulh yolu ile Osmanlı topraklarına katılıyordu. Sözü uzun tutmadan Islam Dini´nin diger dinlere ve topluluklara hoşgörü ile yaklaştıgının sebebi olan iki Antlaşmayı yazıma ekliyorum. Bunlar Medine Sözleşmesi (Peygamber efendimizin Medine şehrinde yaşayan yahudi ve pagan grublara verdigi eman belgesi) ile Kudüs Emannamesi (Hazreti Ömer r.a. hazretlerinin Kudüs hristiyanlarına verdigi eman belgesi)dir.

Hazreti Peygamber efendimizin Medine sözleşmesi
• Müslüman ve Yahudi topluluklar barış içerisinde yaşayacaklardı.
• Şehrin dışından gelen saldırılarda, hep birlik olunacak ve şehir savunması birlikte yapılacaktır.
• Yahudiler dinlerinde serbest olacaktır.
• İki taraftan birinin, üçüncü bir tarafla olan anlaşmazlığında diğer taraf yanında yer alacaktır.
• Yahudiler ve Müslümanlar arasında olacak anlaşmazlıklarda, Hz Muhammed hakem olarak kabul edilecektir.
• Her topluluk kendine ait bölgeden sorumlu olacaktır.
• Çıkacak bütün anlaşmazlıklar Allah'a ve Resul'üne sunulacaktır.

Hz. Ömer efendimizin Kudüs Emannamesi "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,
• Bu sözleşme, müminlerin emiri ve Allah'ın kulu Ömer tarafından İliya halkına verilen bir emandır. Onların canlarına, mallarına, kiliselerine, haçlarına, yerleşik ve göçebe olan bütün fertlerine verilen bir teminattır.
• Kiliseleri mesken yapılmayacak, yıkılmayacak ve kısmen dahi olsa işgal edilmeyecektir. İçindeki kutsal eşyalara dokunulmayacaktır.
• Mallarına el sürülmeyecektir.
• Kimse dinî inançlarından dolayı zorlanmayacak, kendilerine asla zarar gelmeyecek ve yurtlarına Yahudiler iskân olunmayacaktır.
• Buna karşılık onlar da cizye vereceklerdir.
• Bunlardan kim yurdunu terk etmek isterse, gideceği yere kadar mal ve can emniyeti sağlanacaktır. Yurdunda kalmak isteyenler ise, güvende olacaklardır ve cizye vereceklerdir. Dileyen Rumlarla gidecek, dileyen de toprağına dönecektir.
• Hasat elde edinceye kadar onlardan bir şey istenmeyecektir.
• Bu, Allah'ın Resulü'nün, halifelerin ve müminlerin Kudüs halkına verdiği güvenlik ahdidir. Cizye ödedikleri müddetçe geçerlidir.

Bu iki antlaşma Osmanlı Hoşgörüsünün temelini oluşturmaktadır. Osmanlıyız Pek Şanlıyız Ecdadımızla iftihar ederiz. Dernegimizi burada bir bir anlattıgımız degerleri günümüzdede tekrar yaşatmak icin kurulmuştur. Bizler dil din ırk ayırt etmeden bütün insanlıga hizmet etmek amacındayız. Madem ki, Allah insanları farklı farklı yaratmıştır ve onları bu şekilde sevmektedir, biz kullara da bunu kabul etmek düşer .

Vesselam

Yenilikler

FaceBook'dan takip et ...
Yeni Osmanlılar Genel Merkezi
... Twitter'den takip et
www_osmanli_de
Yeni Osmanlılar vimeo video arşivi
Yeni Osmanlılar Saltanatı
Yeni Osmanlılar YouTube video arşivi
Osmanlı Haqqani TV